Çok Güzel Anlamlı Atasözleri ve Anlamları

Atasözleri geçmişten günümüze kadar gelen, kimin söylediği belli olmayan sözlerdir. Atalarımızın günlük hayatta yaşadıkları şeylere, deneyimledikleri olaylara bakarak söyledikleri sözler günümüzde çok anlamlı bi yerdedir. Atasözleri gerçek anlamlarıyla da doğru olsa da anlatılmak istenen şeyler sembolik olarak kullanılan konularla anlatılır. Bu sayfada güzel atasözlerini anlamlarıyla birlikte derledim.

Abanın kadri yağmurda bilinir: Bir şeyin gerçek kıymeti, ona ihtiyaç duyulduğunda daha iyi anlaşılır.

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır: Çıkarı için insanlara yaklaşanlar menfaatleri bitince giderler.

Acele ile yürüyen yolda kalır: Aceleyle iş yapan , işini bitiremez.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Bir duruma alışkın olan kimseyi yaşadığı benzer şeyler etkilemez.

Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır: Bir şeyi elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok sahip olsa da kendisine yetmeyeceğini düşünür.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter: Allah yarattığının rızkını verir.

Ağır taş yerinden oynamaz: Ağırbaşlı insan kimsenin dediğiyle ilgilenmez, o istediğini istediği gibi yapar, kimse de onu yerinden edemez.

Balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer: Bir şeye en çok isteyen ya da en rahat elde edebilecek olan değil, kısmetinde olan sahip olur.

Balta değmedik ağaç olmaz: Başına kötü bir şey gelmeyen kimse yoktur.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir: Değeri olmayan ama işe yarayan bir şey, saklanan çok değerli bir şeyden daha iyidir.

Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır: Kontrol edilmeden başıboş bırakılan insanlar kötü şeyler yapabilirler.

Baş nereye giderse ayak da oraya gider: Küçükler büyüklerini izlerler, her şeyde büyüklerini örnek alırlar.

Cahilin dostluğundan arifin düşmanlığı yeğdir: Bilgisiz kimse iyi niyetli de olsa yaptığı işin nereye varabileceğini tahmin edemeyebilir, dostuna bilmeyerek kötülük etmiş olabilir, düşmanın akıllısının yapacağı kötülüğe hazırlıklı olup ona göre davranılabilir.

Cambaz ipte balık dipte gerek: Kişi, bildiği işi yapmalıdır.

Dağ başından duman eksik olmaz: Büyük iş yapanların her zaman sıkıntıları olur.

Dam dolusu tükenmiş, damlayan tükenmemiş: Az olsa da devamlı gelir, ne kadar çok da olsa,  hazır olanı harcamaktan daha iyidir.

Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış: Bilmediği şeyi bilen birine soran, en zor işleri halledebilir, sormayan da zorlanır.

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver: Fazla ücret verecek olsak bile, her iş o işi en iyi bilene yaptırılmalıdır.

El el ile, değirmen yel ile: İnsanlar bir arada olmadan, birbirlerine yardım etmeden işleri halledemezler, herkesin yapması gereken işler birbirine bağlıdır, değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr gereklidir.

Emek olmadan yemek olmaz: Kazanabilmek, bir şeye sahip olabilmek için emek harcamak gerekir.

Er giden, işine; geç giden, boşuna:İnsan  yapacağı işe ne kadar erken başlarsa o kadar başarılı olur.

Fare çıktığı deliği bilir: Bir kabahat işleyen, gizli iş yapmaya kalkışan kişi, yakalanacağı zaman kaçacağı yer bellidir.

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar: Fakirin şansı yoktur, aynı işle zengin daha çok kazanırken, fakire daha az kazanır.

Gafile kelam, nafile kelam: Etrafında olan biteni farkında olmaya kişiye ne anlatsan da anlamaz.

Garibe bir selam bin altın değer: Yalnız kalan, kimsesi olmayan kişiye yakınlık göstermek, ona bir selam vermek bile o kişi için çok değerlidir.

Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede bulur: Aynı amaçları olanların bir yerlerde karşılaşması olasıdır.

Hamala semeri yük olmaz: İnsanın yaptığı iş kendisine ağır gelmez.

Irmak kenarına çeşme yapılmaz: İşe yarayan bir şeyin yanına aynı işi yapan bir benzerini yapmak gereksizdir.

Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz: Daha önce bir zarara uğrayan kimse, kendisine zarar verecek şeyden korkmaz.

İki testi tokuşunca biri elbet kırılır: Kavga eden iki kişiden biri kesinlikle yenilir ve zarar eder.

İsin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar: Kişi arkadaşlık ettiği kişilerden etkilenir, ya olumlu özellikler edinir ya da olumsuz.

İstediğini söyleyen istemediğini işitir: Bir kimseye hakaret etmek, düşünmeden konuşmak karşılığında istemeyeceğin sözler duymana neden olur.

Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz: Hiç kimse işlediği suçu kabul etmek istemez.

Kaçan balık büyük olur: Kaçırılan fırsatların değeri sonradan anlaşılır.

Lafla peynir gemisi yürümez: Bir şeyleri yapacağını söylemekle hiçbir şey yapılmadan o iş yapılmış sayılmaz.

Lokma bile çiğnenmeden yutulmaz: Her işin bi aşaması vardır, hiçbir şey birden olmaz.

Mahkeme kadıya mülk değil: Hiç kimse, kamu işyerlerinde kalıcı değildir, ondan sonra o göreve gelecekler vardır.

Mal adama hem dost, hem düşmandır: Mal sahibi olmanın insana yararı olduğu gibi zararları da vardır.

Mart çıkmadıkça dert çıkmaz: Kışın olan hastalıklar, mart bitmeden bitmez.

Ne dilersen eşine o gelir başına: Kişi başkaları için iyi şeyler dilerse kendisi de iyi şeyler yaşar, kötü şeyler dilerse kendi başına gelir.

Ne şiş yansın ne kebap: İki taraf da haklı olabilir, ikisi de korumak idare etmek gerekir.

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar: Zengin, istediği gibi istediği kadar harcar; fakirse sıkıntı içinde yaşar.

Olsayı bulsaya vermişler, hiç doğmuş: Bir iş için şöyle olsa böyle olsa diye düşünerek o işi meydana çıkartamayız, sadece düşünmek ve istemek yetmez çalışmak gerekir.

Önce baldın, pekmez oldun; şimdi para etmez oldun: Önce duruşuyla davranışıyla güzel bir izlenim veren kişi zamanla yanlış hareketleriyle bütün itibarını kaybedebilir.

Öpmeye niyeti olmayan “Yanağın nerede?” diye sorar: Bir işi yapmak için isteği olmayan kişi davranışlarıyla söyledikleriyle bunu belli eder.

Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol: Şahitlik işi olmayanların, kefillik fazla parası olanlar içindir.

Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın: Uysal sessiz sakin olursan ezilirsin. Herkese her şeye karşı olursan da yalnız kalırsın. Kişi nerede nasıl davranacağını bilmelidir.

Pekmez gibi malın olsun, Antakya’dan sinek gelir: Yaptığı iş iyi olanın mutlaka bir alıcısı olur.

Rüzgâr eken fırtına biçer: Kötü şeyler yapan insan karşılığında daha büyük kötülüklerle karşılaşır.

Rüzgâr esemeyince yaprak oynamaz: Bir olayın olması için her zaman bir sebep vardır.

Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır: Sabretmek  zordur ama sonucu güzel olur.

Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir evlat gerek kazana: Bir şeyi oluşturmak için gerekli şeylerin bir araya gelmesi gerekir; kişi kendi hiçbir şey yapmadan hazır olanı kullanmaya devam ederse kısa bir süreden elinde hiçbir şey kalmaz.

Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı: Birbirleriyle iyi anlaşan kimselerin birbirlerinden gizledikleri bir şey yoktur, başkalarıyla samimi olamamış kimseler de yalnız yaşamaya mecbur kalırlar.

Şahin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir: Küçük olmak demek güçsüz olmak demek değildir, güçlü olan karşısındaki büyük olsa da ona üstünlük sağlayabilir.

Şimşek çakmadan gök gürlemez: Bir olayın meydana gelmesinden önce mutlaka bir belirtisi olur.

Tarla çayırda, bağ bayırda: Her şey kendisi için olması gereken yerde oluşur.

Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin: İşe yaramayacak bir şeyi çaba göstererek düzeltmeye çalışmak boşadır, akılsız kişiye de akıl vermeye çalışmak boşadır.

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış: Önemsiz kişi, önemli bir kişiye küsse de önemli kişinin bundan haberi bile olmaz.

Uçan kuş aç kalmaz: Çalışmak için uğraşan kişi bir yolunu bulup hayatını sürdürecek işi bulur.

Ustanın çekici bin altın: Bir işte uzman olan kişi, ustalığın verdiği deneyimle bir işi kolayca yapabilir, yaptığı bu iş karşılığında en iyisini hak eder.

Uşağı işe koş, sen de ardına düş: Çocuk kendisinden istenilen işi doğru yapamayabilir o yüzden birinin kontrol etmesi gerekir. (Uşak: Çocuk)

Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kızında bulursun: Kendi canından olmayana kötü davranırsan kendi çocuklarına da birileri kötülük yapar.

Üzüm üzüme baka baka kararır: Her zaman birlikte olan çok zaman geçiren insanlar zamanla birbirlerinin huylarını almaya başlarlar.

Varsa pulun herkes kulun; yoksa pulun dardır yolun: Zengin olan istediği gibi hizmet alır, fakir olana kimse hizmet etmez.

Vücut kocar, gönül kocamaz: Kişi ihtiyarlasa da içi hep genç kalır.

Yağına kıymayan çöreğini yoz yer: Bir iş için gerektiği kadar fedakârlıkta bulunmayan kişi sonucun kusurlarını hoş görmelidir.

Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın: Bir işten yararlanacaklar fazlaysa zarar görecek az kişi çok da önemsenmeyebilir.

Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt ovada yolunu şaşırır: Zengin, parasıyla en zor işleri bile yapabilirken yoksul, parası olmadığı için en kolay işi bile yapamaz.

Zenginin horozu bile yumurtlar: Parası olan kişi başarılı olmak için zor olan işlerde bile başarılı olacak bir yol bulur.

Züğürtlük, zadeliği bozar: Soylu kimse parasız kalır itibarını kaybederse soyluluğunu herkes unutur.

Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü: Önce zengin iyi durumda olan kişi bu durumu kaybedince başka bir çevreye uymayan davranışlarda bulunur.

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir