Hayvan Çiftliği Özeti – George Orwell

Hayvan Çiftliği

George Orwell, 20. yüzyılın en önde gelen distopya yazarlarından biridir. Yaşadığı zamanın atmosferini yeren ve olumsuz gelecek tahminleri yapan İngiliz yazar, en çok 1984 ve Hayvan Çiftliği romanları ile tanınmaktadır. Bu yazımızda ise Hayvan Çiftliği özeti arayan kişilere yardımcı olmayı amaçlamaktayız.

Hayvan Çiftliği

Hayvan Çiftliği Özeti 

George Orwell’in bu kısa ama öz kitabı Sovyet tipi sosyalizmi müthiş bir hayvan çiftliği alegorisi ile konu alır. Kitapta hayvanlar mental uyku halinde yaşamlarını idame ettirmeye çalışırken Koca Reis denilen yaşlıca bir domuz tüm hayvanların eşit olması gerektiğini ve hayvanların insanların boyunduruğundan kurtulması gerektiğini yaptığı bir konuşmada bildirir. Ancak bu domuz bu vahiyvâri konuşmasının ardından hayata gözlerini yumar. Onunki yalnızca bir kıvılcımdır. Bir başkaldırının olacağını öngörür, ancak bu başkaldırının olmasının önünde birtakım engeller de yok değildir. Misâlen Moses adı verilen -oldukça ironik, zirâ Musa peygamberin İngilizce ismi de aynıdır- bir kuzgun hayvanları yaşadıkları elim koşullardan şikâyetçi olmasınlar diye ölümden sonra tüm sıkıntılarını unutturacak bir yaşam masalı anlatmaktadır, bu dünyada kendilerine yapılan haksızlıklara karşı kayıtsız kaldıkları müddetçe.

Değişim Rüzgarı

Çiftlik sahibi Jones’un bir gün işleri kötü gitmeye ve hayvanlar öncekinden de kötü beslenmeye başladığında Koca Reis’in öğretisini geliştiren Snowball ve Napoléon ismindeki iki domuz hayvanları başkaldırıya davet eder. Pek güçlük yaşamadan çiftliğin yönetimini ele geçiren hayvanlar ‘Animalism’ adı verdikleri öğretilerini tüm insanları düşman sayan, giysi giyilmemesi gerektiğini söyleyen ve tüm hayvanların eşit olduğunu ileri süren yedi adet kural ile pekiştirirler. Bu devrimin ardından cahil bırakılan hayvanların eğitimine girişilir, ama yalnızca domuzlar en üst derecede bunda başarılı olurlar, onları ise köpekler ve eşek izler, geri kalan at, koyun gibi hayvanlar ise alfabeyi bile doğru dürüst öğrenemezler. Bu aslında yedi kuraldaki tüm hayvanlar eşittir kuralını baştan sona sarsacak bir neticeye sebep olacaktır, çünkü okuma-yazmada yetkinlik kazanan bu domuzlar kendilerine her türlü ayrıcalığı sağlayacaktır.

Eşitlik Bozuluyor

Domuzlar kendilerinin çiftliğin yönetimi ile meşgul oldukları için inek sütünün ve elmaların tahsis edilmesini talep etmekle eşitliği bozmaya başlarlar. Karşı çıkanlara ise çiftliğin eski sahibi insan Jones’un geri gelme tehlikesinin hatırlatırlar. Bu esnada ise Jones diğer çiftlik sahiplerini örgütleyip eski çiftliğine saldırırlar, ancak başarısız olurlar. Diğer çiftlik sahiplerinin Jones’a yardım etmelerinin ardındaki neden ise burada görünüşte başarılı bir seyir izleyen insansız çiftlik modelinin kendi çiftliklerinde de bir başkaldırı silsilesine sebep olma korkusunda yatmaktadır.

Bu savaşın ardından ayaklanmada kilit rol oynayan iki lider Snowball ve Napoléon arasında fikirler gitgide daha da uzlaşmaz bir hâl alır. Bir yel değirmeni kurulması gerekliliğini savunan Snowball ile Napoléon’un arası iyice açılır. Napoléon, Snowball bir konuşma yaptığı esnada küçüklükten gizli şekilde yetiştirdiği köpekleri Snowball’un üzerine yollar ve onun kaçmasına sebep olur. Bu eylemden sonra da onu bir daha gören olmaz.

Napoléon İktidarı

Cebir yoluyla gücü eline alan Napoléon sonrasında ise eskisi gibi bir demokrasi ve eşitlikten söz edilemez. Evvelden yel değirmenine karşı olan Napoléon bir müddet sonra gerekliliğine hükmeden ve yapımına başlanır. Tüm insanları düşman kabul eden kuralı da hiçe sayarak diğer çiftliklerin sahipleri ile kısıtlı ticarete de başlar bu vesileyle. Bu sırada yapmakta oldukları yel değirmeni bir fırtına yüzünden yerle yeksan olunca, suçu çiftlikten kaçan Snowball’a atar ve onu hepten bir düşman beller. Sonradan gelişen tüm sorunlarda suç yine ona atılacaktır ve Napoléon’un otoritesi sürekli yanında dolaşan köpekler ile beraber çok daha katılaşacaktır. Burada görüldüğü gibi tüm sorunlarda hep bir başkası suçlanır ve karşı çıkacak olursa da etrafından eksik olmayan ve polis-askerî gücü temsilen köpekler devreye girer ya da büyük bir hoşnutsuzluk hâkim ise kapitalistleri temsilen insanların tekrar çiftlik yönetimini ele geçirme tehlikesi hatırlatılır.

Bu şekilde gitgide güçleşen çalışma ve yaşam koşullarına karşı hayvanların şikâyette bulunması engellenir. Daha da ileriye giderek yalan istatistikî bilgilerle öncekine göre daha az çalıştıklarını ve daha fazla hasat yapıldığını öne sürerler, bazı akıllı hayvanlar dışında diğer tüm hayvanlar da koşulsuz bu verilere inanma eğilimindedir. Bir süre geçtikten sonra güçten düşen ve Animalist çiftliğin itici güçlerinden olan Boxer isimli at, bir at kasabına yollanınca hayvanlar gerçekten yanlış giden bir şeyler olduğunu sezinler, ama yukarıdaki sebeplerden ötürü yine de pek bir etkide bulunamazlar.

Sona doğru

Devrimin gerçekleştiği zamanlarda çiftlikten kovulan Moses isimli kuzgun döner ve görünürde Napoléon onu kovmak için bir çabada bulunmaz, zirâ hayvanların içinde bulundukları kötü şartlarda pasif kalmaları için gerekli bir elemandır bu hayvan. Bir süre sonra ayaklanma öncesini hatırlayan birkaç yaşlı hayvan dışında başka hayvan yokken, Napoléon ve etrafındaki domuzlar gitgide daha fazla insan gibi yaşamaya başlamıştır, artık Jones’un evinde yaşıyor, insan gazeteleri okuyor, giysi giyiyor ve alkol tüketiyorlardır. Tüm bunları meşru kılmak adına başta koydukları kuralları değiştirme yoluna giderler. İronik biçimde “tüm hayvanlar eşittir.” suretindeki kuralı düzenleyerek “tüm hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar daha eşittir.” şekline getirirler. Kitabın sonlarında hayvanlar Jones’un evindeki Napoléon ve arkadaşlarını pencereden izlerler. Etrafında domuzlar ve insanlar vardır. Ellerinde içki ve pipo ile kart oyunu oynamaktadırlar. Onları izleyen hayvanlar artık onların suratlarını diğer insanlardan ayırt edemezler.

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir